Wednesday, September 08, 2010

Beelzebub Has A Devil Put Aside For Me


Soldaki kapak İblis Crowley, sağdaki ise Melek Aziraphale'e adanmış olan kapak. Kitabın iki başrolü.

Uzun zamandan sonra sonunda yine bir kitap yorumu yapıciim. Aslında uzun zamandan beri okuduğum ilk kitap diyemem, ama bu kadar bayıldığım, elimden bırakamadığım, okuduktan sonra bile açıp açıp baktığım uzun zamandır ilk kitap. Neil Gaiman ve Terry Pratchett gibi iki dehanın elinden çıkmış olması zaten ne kadar eğlenceli, zekice ve yaratıcı bir kitap beklememiz konusunda bir fikir veriyor olmalı. Beklentilerimin üzerinde bir kitap buldum hatta.

Türkçe'ye Bir Kıyamet Komedi'si diye çevrilmiş, ama çevirisi ne kadar iyidir bilemem. Zaten yapılabiliyorsa orjinalinin okunmasını tavsiye ederim, çünkü kelime oyunları çok var ve çeviride bunların kaybolmaları ihtimali çok yüksek.

Arka kapağında verilen konusu şöyle:


Tam bir hafta sonra Cumartesi günü, akşam yemeğinden önce kıyamet kopacaktır. Şeytanın oğlu bundan on bir yıl önce ücra bir kasabada satanist rahibelerin eline doğmuştur. Ancak Geveze Tarikatı’ndan rahibe Mary çocukları karıştırır. Cehennem ve Cennet’in güçleri büyük bir savaşa başlamak üzeredir. Ancak Sahte Mesih kayıptır.

Üstelik Cehennem ve Cennet’in dünyadaki temsilcileri insan türünden hoşlandıklarını ve yeryüzündeki hayatın bitmesini istemediklerini fark ederler. Aralarında anlaşıp insanlara yardım etmeye karar verirler. Yoksa İblis mi kazanacak?

At yerine motosikletlerine binip dünyayı birbirine katan mahşerin dört atlısı, Bentley marka arabasında sürekli Queen dinleyen iblis ve sahafiye kehanet kitapları satışıyla uğraşan bir melek ve çok sayıda fantastik karakter şimdiye kadar hayal edilebilecek en komik apokalips manzarasını oluşturur. Artık bütün Armageddon klişeleri yerle bir...

Kıyamet gününe, binlerce yıldan kalma kehanetlerin değil, modern dünyanın yeni alışkanlık ve imajlarının penceresinden derinlikli, zaman zaman felsefi, ama mizah dolu bir bakış. Fantastik romanın bütün dünyada satış rekorları kıran en başarılı örneklerinden biri.. İncil’in parodileştirilmesiyle eşşiz bir mizah şöleni. Türün otoriteleri "Otostopçunun Galaksi Rehberi"’ne alternatif olarak gösterilen ve "Otostopçunun Kıyamet Rehberi" adıyla da anılan kitap aynı zamanda iki büyük ustanın buluşması anlamına geliyor. Sadece kapağı için dahi kitaplıklara girecek bir eser...

Bunu ben çevirmedim, direkt olarak kitabın arkasından alıntı ve açıkçası çevirisi hakkında bir fikir de veriyor. Neyse...
Kitabın en eğlenceli anlarından biri. Bir melek ve iblis içki masasında kafaları binbeşyüz şekilde dünyadan bahsederler.  

Okurken bana yazım tarzı Otostopçu'yu andırırken konusu ve diyalogları da Supernatural'ı hatırlattı. Yazım dili zaten tıpkı Douglas Adams gibi; eğlenceli, kelime oyunlu, bol dokundurmalı, bol dipnotlu, hikaye ne olursa olsun okuması zevk veren bir yazım. Konu olarak da Supernatural'ın bu kitaptan esinlenildiği açık. Cehennem ve Cennet kavramları en azından. İkisi de devlet dairesi gibi işletiliyorlar, hiyerarşi var, her iki taraf da ne sonsuz iyi ne sonsuz kötü. Zaten iki ana karakterimizden biri milyonlarca yıl yaşadığı Dünya'yı sevmeye başlamış, bu uğurda da Cehennem'den gelen emirleri göz ardı ederek dünyada olduğu sürece rakibi olan ve bu rekabetleri dostluğa dönüşmüş meleğe yardımcı olan Crowley isimli klas bir iblis. Meleğimiz Aziraphale ise hiç de saf ve temiz biri değil: Crowley ile geçirdiği onca yıldan sonra onun sabrının sınırları da küçülmüş, yeri geldiğinde küfreden, yeri geldiğinde yoluna çıkan insanları yok eden bir melek. Görünüşü ise kitapta şöyle tanımlanıyor:

"Many people, meeting Aziraphale for the first time, formed three impressions: that he was English, that he was intelligent, and that he was gayer than a treeful of monkeys on nitrous oxide."

İkisinin muhabbetleri kitabın en eğlenceli kısımlarını oluşturuyor zaten ama favorim açık ara Crowley. Hatta en sevdiğim kitap karakterleri top 10'a bile girebilir, o derece. Onun tanımı da şöyle: "An Angel who did not so much Fall as Saunter Vaguely Downwards." Onun dışında Mahşerin Dört Atlısı ya da yazarların tanımıyla Mahşerin Dört Motorsikletlisi de okuması oldukça ilginç karakterler. Antichrist'ımız Adam ve çetesi the Them'in gözlemleri de fazlasıyla eğlenceliydi. 

Kitabın arka kapağında Crowley'nin sürekli Queen dinlemesi şekilde tanıtılan şeyi de anlatayım. Aslında dinlemiyor. Torpido gözüne atılan her kasedin iki hafta sonra bir Queen kasedine dönüşmesi gibi bir gerçek var kitapta. Zaman zaman Çaykovski'den Another One Bites the Dust zaman zaman da Beethoven'dan I Want to Break Free dinlemek durumunda kalabiliyorlar yani. Başlık da oradan gelme zaten, Bohemian Rhapsody'yi dinlerken bu dize geçince 'evet, eminim' gibisinden yorum yapmıştı Crowley, pek gülmüştüm. Bu olayın çıkış noktasını da Terry Pratchett bir röportajında anlatmış. Şöyle ki; "Gecenin bir vakti araba kullanırken radyoda dinleyecek hiçbir şey yoktur. Bir süre sonra kendinizi bir benzin istasyonunda kasetlere bakarken bulursunuz. O kasetlerin içinde tahammül edilebilecek yalnızca Best of Queen albümü vardır. Alıp dinledikten sonra torpido gözüne atarsınız ve 2 hafta sonra onun oraya nasıl geldiğini hatırlamazsınız bile. Bu döngü sürekli tekrarlanır durur."

Onun dışında Neil Gaiman da Crowley ve Aziraphale'in yeni yıl dileklerini paylaşmış sitesinde. Çok güldüğüm için paylaşmak isterim, okumasanız bile kitabı okuyun bir. Oku. Hatta 1-2 örnek:

Crowley:

Resolution #1: I must accept that Super-Gluing valuable coins to the sidewalk and then watching events from a nearby café is not proper demonic activity.

Resolution #3: Try to come up with something as good as cell phone ringtones, following one last stab at convincing Downstairs that cell phone ringtones are right up there in the whole Human Misery stakes. And iPods. Has anybody Down There even said thank you for iPods? Or "Googling yourself?" Frankly, I deserve some kind of award for "Googling yourself."

Resolution #8: Stop Googling myself.

Aziraphale:

Resolution #6: Find out exactly what an "Internet" is.

Resolution #9: I will try to understand why Heaven is a non-smoking area.


Tam filmi çekilmelik bir kitap aslında, şu zamana kadar çıkmayışına şaşırıyorum açıkçası. Ama tabii ilk düşünen değilim böyle, Terry Gilliam çekmeye niyetlenmiş bu filmi, hatta senaryosu hazırmış, Crowley'yi Johnny Depp, Aziraphale'i de Robin Williams canlandıracakmış (cuk sesini duyabiliyorum). Ama bütçe kısıtlamaları, başka projeler falan derken yalan olmuş. Olsa negzel olur ama ya. 

Neyse, kısacası Supernatural ya da Otostopçu ya da ikisini de bilmiyor ama yine de fantastik komedi türünü seviyorsanız bu kitabi da seversiniz. 

6 comments:

Shell said...

ouw! Douglas Adams diyorsan otostopçu diyorsan ben bu kitabı mutlaka edinirim ve yutarım :)
çok sağol tanıtım için :)

Persephone said...

Rica ederim, ne demek :)

Arcane said...

Okunacaklar listemdeydi bu kitap. Süper hatırlatma oldu bana en kısa zamanda okurum diye umuyorum! Ayrıca şahane bi kitap yorumu yazısı olmuş:)

Persephone said...

Kesinlikle tavsiye ve teşekkür ederim! :D

Çavlan said...

hiç haberim yoktu! çok leziz görünüyor, hemen bir yerlerden bulup okumalı :)

Persephone said...

Seversin diye tahmin ediyorum :D